GÜNCEL POLİTİKA TİK TAK KÜLTÜR-SANAT SPOR EĞİTİM SAĞLIK ARŞİV
Künye Ziyaretçi Defteri Döviz Hava Durumu Nöbetçi Eczane Siteme Ekle İletişim
“Gay” misin?
Öğretmen ŞAKİR ŞENOL / sakir-senol@yandex.com
13/01/2014 - 07:03
“Serbest kıyafet eylemi kapsamında top sakal bırakıp, küpe takması üzerine kendisine 'Gay olduğun için mi küpe takıyorsun?' dediğini öne sürdüğü Milli Eğitim Müdürü hakkında suç duyurusunda bulundu. 'Seni okula gönderirim, mahkeme bitene kadar da tuvalet temizlersin. Gay olduğun için mi küpe takıyorsun', 'Şimdi sen gay mi oluyorsun?' dediğini, ayrıca Şube Başkanı Yasemin hakkında da 'Yasemin Hanım okula üstsüz de gidiyor mu?', 'Kolsuz giyiniyor mu?' Yasemin Hanım'ın eşini kastederek 'Şahin de küpe takıyor mu? Asıl ona yakışır...”
Yukarıda okuduklarınız bir gazete kupüründen alındı. Bu adamlar ne sanıyor kendilerini anlayabilmiş değilim? Böylesi insanlar ile eğitim sistemimizin nerelere varacağı aşikar. Öğretmen arkadaşımız gay olmadığı ve başka öğretmen arkadaşı hakkında konuşulduğu için mahkeme yolunu tutmuş. Gay de olabilirdi. Düşünün bir kere küçük taşra kentlerinde gay olmak. Gerçekten zordur. Yaşam alanları hemen hemen yok gibidir. Metropol kentlerde azda olsa nefes alabildikleri semt ve caddeler var. Ancak oralarda bile zorlanıyorlar. Ayşe Arman ile belki dünya görüşü olarak yakın değilim. Sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait bir yazıyı okudum. Gayler ile ilgili yazılmış yazıyı kısaltarak alıyorum. Sonra da bir başka Ayşe, Ayşe Hür'ün Osmanlı döneminde gayler ile ilgili hazırladığı 'Elinde tespih, evinde oğlan, dudağında dua' başlıklı yazıdan bir bölüm alacağım. Ayrıca, Kürşad Kahramanoğlu ve Tarık Günersel'in gayler ile ilgili yazılarından kısa alıntılarda bulunacağım. Umarım sıkılmadan okursunuz.
Ayşe ARMAN’ın  'Bakın bir eşcinsel Türkiye'de neler yaşar?' yazısı:
“1- Öncelikle şu konuda uzlaşalım. Eşcinsellik bir seçim ya da tercih değil. Tıpkı göz renginiz gibi, doğuştan gelir.
2- 5-6 yaşınızda bunu fark edersiniz ama kimseyle paylaşamaz, hatta kendinize bile itiraf edemezsiniz.
3- Daha o yaşlarda, büyük bir suç işlemişçesine utanç ve korku duyarsınız.
4- Feminen hareketleriniz varsa, okul hayatı sizin için tam bir işkence olacaktır. Yaşınız ilerledikçe, bu eziyetin sizin yüzünüze karşı yapılan dozu azalacak ancak arkanızdan yine dedikodunuzu yapmaya devam edecekler. Siz de üzülmeye...
5- Ama an gelip alışacaksınız, kimseyi takmamaya başlayacaksınız.
6- Aileniz de bu arada sizi sürekli deneyecek, sorgulayacak ve dikizleyecek! Ortalıkta bırakılan rujlara, topuklu ayakkabılara ilgi gösterip göstermeyeceğiniz, gizli bir göz tarafından sürekli izlenecek. Sürekli utanç dolu sorulara cevap vermek zorunda kalacaksınız.
7- Topluluk içinde televizyon seyrederken, ekrana bir eşcinsel çıktığında, etraftan gelen tepkiler, sanki size söyleniyormuşçasına yüzünüzü kızartacak. Bir an önce o ortamdan kaçmak isteyeceksiniz.
8- Okul ve mahalle arkadaşlarınız size lakaplar takacak. “Kız, kırık, top, yuvarlak, tekerlek” gibi. Onlar sizi dışlayacak, siz de defalarca ağlayacaksınız.
9- Herkes sizi, “içine kapanık, sessiz, uslu” olarak nitelendirecek, oysa sizin bir şeyleri gizleme çabasında olduğunuzu kimse fark etmeyecek.
10- Ergenlikle birlikte, sorunlarınız daha da büyüyecek. Her genç gibi. Artık önünüzde keşfedilecek bambaşka dünyalar olacak. Yalnız olmadığınızı, sizin gibilerin de varlığını ve kendilerini gizlediklerini fark edeceksiniz. “Demek ki, yalnız değilmişim!” diyerek, bir süreliğine rahatlayacaksınız.
11- Amaaaa zaman gelecek, gizlenebilmek çok daha zor olacak. Zorluktan da öte, artık ağır gelmeye başlayacak. Önce, kendinizi kendinize karşı aklamakla uğraşacak sonra kendinizi kabullenme sürecine gireceksiniz. Kabullenebilirseniz şanslısınız, artık gizli bile olsa bir kimliğiniz var demektir.
12- Ne kadar baskılamaya çalışsanız da, cinsel dürtüleriniz ortaya çıkmaya başlayacak.                      Rüyanızda öpüştüğünüz bir kadın değil, bir erkek olacak mesela.
13- İçinizde birtakım şeyler çığ gibi büyümeye başlayacak, artık paylaşıp rahatlamak isteyeceksiniz. İnternetiniz varsa ve şanslıysanız, kimliğinizi gizleyerek, birileriyle yazışacaksınız. Onlar sizi bir miktar rahatlatacak ancak bu defa da korkularınızı artmaya başlayacak.
14- Ne var ki, gerçek hayatta size, komedi dizilerindeki gay karakterlere davranıldığı gibi davranılmayacak! Taciz edilecek, dışlanacak, tehdit edilecek, hatta dayak bile yiyeceksiniz.
15- Ergenlik bitimiyle birlikte ilk cinsel deneyiminizi yaşayacaksınız. Belki daha erken, belki daha geç. Âşık olduğunuzu sanacaksınız. Hayatınız “O” olacak birden. Fakat o günün birinde, sizi hiç hesaba bile katmadan çekip gidecek. Mahvolacaksınız. Çok geçmeden hayatınıza başka biri girecek, tekrar tekrar kalbiniz kırılacak. O kadar ki, artık kırılabilecek kadar büyük parça dahi kalmayacak. Taş kalpli olup siz de başkalarını kırmaya başlayacaksınız.
16- Eşcinsel mekânları keşfedecek, yeni arkadaşlar edineceksiniz. O kadar çok arkadaşınız olacak ki, kendinizi ünlü zannedeceksiniz. Bir nevi geçmiş yılların hıncını alacaksınız bu dönemde. Herkes peşinizden koşacak. Sonra çoğunun boş olduğunu fark edip, daha çok acı çekeceksiniz.
17- Hayatın hiçbir şeyi karşılıksız vermediğini, tattığınız mutluluk kadar acı çektiğinizi bilecek, mutlu olduğunuz anlarda bile korkup üzüleceksiniz.
18- Artık arkadaşlarınıza gay olduğunuzu söylemekte bir mahzur görmeyeceksiniz. Şaşıranlar olsa dahi, genelde olumlu tepkiler alacaksanız. Destekleyecekler sizi.
19- Artık insanlara kendinizi kabul ettirmeye çalışmayacaksınız, sizi kabul eden insanları hayatınıza alacaksınız.
20- Hayata farklı bir pencereden bakacaksınız. Cinsiyetsiz, kimliksiz tamamen özgürce.
21- Derken, önünüze evlilik ve askerlik gibi iki önemli kâbus çıkacak.
22- Askerlik yapmayı tercih ederseniz, taaa en başa dönüp, okul çağlarındaki gibi dışlanmaları, baskıları göze alacaksınız demektir. Ya da eşcinsel olduğunuzu açıklayacak, bunu kanıtlayacak ve duvarınıza asabileceğiniz pembe bir tezkereye sahip olacaksınız. Bu süreçte tahmin edemeyeceğiniz kadar aşağılanacaksınız. Eşcinselliğiniz, geri dönülmez bir şekilde belgelenmiş olacak artık. Kendinizi küçük düşmüş, fişlenmiş ve sanki ikinci sınıfmışsınız gibi hissedeceksiniz.
23- Diyelim askerliğinizi yaptınız, bu defa da ailenizin “Hadi artık evlen!” baskıları artacak. Önünüzde üç seçenek olacak: A-) Evlenmeyi reddedip, ailenize gay olduğunuzu açıklayacaksınız. Evlenmeyip durumu idare edeceksiniz. Yani gay olduğunuzu gizleyeceksiniz. Ama bu sefer de, “Neden evlenmiyorsun?” baskılarıyla baş etmeyi göze alacaksınız. C-) Hem kendinizi, hem karşınızdakini mahvedecek, evleneceksiniz. Ailenizi mutlu edeceksiniz ama boynunuza bir ip takıp, kendinizi asmış olacaksınız.
24- Bunca şeye rağmen eşcinsel olmak, gerçekten bambaşka bir bakış açısı kazandırır size. Ne erkek, ne kadın gibi bakarsınız hayata. Kadınların şefkatini, duygusallığını, mantığını, anaçlığını, erkeklerin gücünü, özgürlüğünü alır, farklı bir karışım olursunuz. Özendirmiyorum, sadece kendi fikrimi, yaşadığımı söylüyorum. Lütfen kimse bu yazıyı okuyarak eşcinsel olmasın!
25- Ve unutmayın herkesin, hepimizin çevresinde eşcinseller var. Çocuklarınızın da eşcinsel doğmayacağını garanti edemezsiniz. Sevmeseniz de yargılamayın...”
Ayşe Hür’ün  'Elinde tespih, evinde oğlan, dudağında dua' yazısından:
“Başbakan'ın bağnaz otoriterliğinin son numunesi olan "kızlı-erkekli yaşam" tartışmasından sonra, İslamcı yazarların pek beğendiği Osmanlıların bu konulardaki pratiklerine bir göz atıp neyin 'meşru olduğunu' anlamaya çalıştım. 
Peki II. Murad, kendisinin emri üzerine Mercimek Ahmed'in Farsça'dan çevirdiği, 11. Yüzyılda yaşamış Kuhistan Sultanı Kabus'un oğluna nasihat kitabı Kâbusname'deki şu satırları okuduğunda şaşırmış mıydı acaba: "... ve yaz olunca avretlere meylet ve kışın oğlanlara, ta ki bedenen sağlam olasın. Zira ki oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir yere gelirse teni azıtır ve avret teni soğuktur, kışın iki soğuk bir yere gelse teni kurutur vesselam.”
'Osmanlı sultanlarının kahkahalarla okuduğu kitap' olarak ünlenen Kitab-ı Dâfi'ü 'l-gumûm ve Râfi'ü 'l-humûm'un (kısaca 'Gamları Def Eden Kitap') ilk bölümü nikâhın meziyetlerine ve sevişmenin faydalarına; ikinci bölüm 'kulampara' (aktif eşcinsel) kardeşlerin ve zampara biraderlerin arasında geçen tartışmalara; üçüncü bölüm servi boylu yalın yüzlü ve lale yanaklı oğlanlarla sohbetin zevklerine; dördüncü bölüm gümüş tenli kadınlar ve yasemin göğüslü kızlarla oynaşmanın hazlarına; beşinci bölüm, rüyalarda yaşanan bazı hallere ve hayvanlarla ilişkilere; altıncı bölümde oğlanların (pasif eşcinsellerin) ve ne idüğü belirsizlerin durumlarına; yedinci bölümde gidilerin (pezevenk ?) ve boynuzluların hikâyelerine dairdi. 
Cevdet Paşa iyimser bir yorum yapmış elbet. Eşcinsellik, insanlık tarihi kadar eski bir insanlık hali. Muhtemelen insanlık var oldukça da var olacak... Eşcinselliğin biyolojik, sosyo-kültürel, siyasal nedenleri ve işlevleri başlı başına araştırma konusu. Kızlı-erkekli yaşamı içlerine sindiremeyenlerin eşcinselliği nasıl sindirdiklerini de 'muhafazakâr-demokrat' yazarlar anlatır herhalde. 
Yazımızı Jurnal adlı günlüğüne “tarih, galiplerin propagandasıdır” diye yazan, sahici muhafazakar-demokrat düşünür Cemil Meriç bağlasın: 
“Düşünmek, insan üzerine düşünmek mutlaka yasak bölgelerden birkaçına dalıp çıkmakla olur. Zaten demokrasi ve liberalizm yasak bölgeleri kaldırmak manasına gelir. O halde din vaktiyle en basit jestlere kadar bütün insan hayatını düzenlemeye kalkışmıştır: İçki içmeyeceksin, domuz yemeyeceksin, zina yapmayacaksın. Osmanlı bunların hepsini yaptı. Ama gözlenerek, korkarak ve şuuru yaralandıkça yaralandı.
Bilmem bunun üstüne söz söylemeye gerek var mı?..”
Kürşad Kahramanoğlu'nun 'Ezer, çünkü o beni sever!' yazısından bir bölüm:
“Ailelerin yaptığı bu en kötü dayatma şekli, toplum mühendisleri tarafından kullanılıyor ve birçok aile çocuğunu kabul etse bile, şu telkinlerde bulunuyor: 
“Aman evladım, zarar görürsün, ben biliyorum yeter, başkasına söyleme, gizli yaşayın.” 
Hal böyle olunca, Türkiye gibi ülkelerde, gelişme ve insan haklarının bu önemli kısmının ilerlemesi zor. Çünkü karşında aile ve toplum gibi iki tane çok önemli ve bu konuda el ele vermiş kurum var. Bu kurumların ikisiyle birden başa çıkmak, mücadele etmek çok zor ve insana mutluluk getiren bir şey değil. 
Evlat katil oluyor, aile “Evladımdır, adam vurmuş yine. Anasıyım, ağlarsa anası ağlar” diyor. Ama oğlu eşcinselmiş; “Bunu saklayalım, gizleyelim kimse duymasın; başta çevremiz, senin özelindir” diye toplumun dayatmasını destekliyor. Bir insanı sevmek ve bir insanla beraber olmak, seksin de ötesinde, eğer bir dostluk, eğer bir hayat paylaşması, eğer bir karşılıklı anlayış, zaten zor olan hayatın karşısına beraber el ele, omuz omuza vererek durmaksa; o zaman bu durmayı yapan karşı cinslerden iki insan değil, aynı cinsten iki insan olunca neden özelleri oluyor?
... Ama işin en acısı Türkiye'de yaşayan milyonlarca eşcinsel ve trans bireyi en insani ve şahane bir duygu olan sevmenin kendileri için mümkün olabileceğini hayal bile edemiyor... 
En gizli ve zehirli baskı, içselleştirilmiş baskı... En adı konmamış baskı ve eziyet, “sevgi ve koruma” adına ailelerin ve devletin eşcinsellere uyguladığı cendere...”
Tarık Günersel'in 'Eşcinsel Hakları' yazısı:
 “PEN Türkiye Merkezi olarak 2008'de şu çağrıda bulunmuştuk:
Eşcinsel haklarını idrak, kabul ve teyit gereği...
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabulünün 60. yıldönümünde,  64 ülke eşcinselliğin suç olmaktan çıkarılması yönündeki kararı imzalamıştır. Eşcinsel hakları insan haklarının kayıtsız kalınamaz bir parçasıdır. Türkiye hükümeti de bu gerçeği idrak, kabul ve teyit etmelidir. 65. olmak 165. olmaktan yeğdir. 
Gezi Parkı dirilişi kültürümüze bu alanda da bilinç düzeyinde katkı sağladı.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabulünün 65. yıldönümü yaklaşırken eşcinsel hakları konusunu gündeme getirmek nice can kurtarabilir.
Türkiye'de hem muhafazakâr, hem demokrat olunamaz.
İngiltere ya da İsveç'te muhafazakâr demokrat olunabilir. Bazı demokrasi değerleri ile yapıları oraların normali halinde.
Türkiye'de ise “Muhafazakâr Demokrat” gericiliğin şık sıfatı. Yutan yutulur.”
Ülkemizde eş cinsel yönelimi olan insanların varlığı bilinen bir gerçek. Politik olarak kendilerini dernekleri vasıtası ile daha bilinçli ve görünür hale getirmeye çalışıyorlar. Eşcinsel arkadaşlar kendilerini ilk kez örgütlü olarak “Gezi” olaylarında gösterdikleri yardımlaşma ve dayanışma ile ispat ettiler. Ezberleri bozdular. Bundan sonra da geri adım atacaklarını sanmam. İşleri çok zor; hele de ülkemizde…
 Bu yazıyı hazırlamamdaki neden öğretmen arkadaşın, gay yaftası yakıştıran müdür için, mahkemeye gitmek istemesindendir. Ayrıca, okullarda şu anda türban dışında serbest kıyafet uygulamaya çalışan eğitimcilere de idareciler pek dostane yaklaşmıyor.
 
8922 defa okunmuştur.
Facebook da Paylaş Paylaş
Diğerleri...
“Gay” misin?
12 Eylül Ruhu
Yazarkasa ile
Fıstıki
Uyarı eylemi
Satılamaz
Son 300 metre
25 Kasım
Kızlı erkekli
YÖK (Yükseköğretim Kurulu)
Zehirleniyoruz imdat!
Dernekçilik
İleri demokrasi muharebesi
Klozetten pisuar ve betonlarımız
Kurcalama
Şikayet
Kimin hükümeti?
Yetti kulağınız...
Ülkede ve dünyada barış
Zeytin
Bir söyleşi
“Korkma la biziz halk”
İçki
Lise derneği
Cadı avı
Ali direnemedi
Vekilime
Yasak hemşerim
Başınız göğe mi erdi?
Gezi Parkı duvar yazıları
Görev başına
Ülkenin vicdanı
Belediye hepimizin
Mukaddes’lerin hakları
Say’ın özelliği
1 Mayıs
O kız var ya “hani”
Liyakaten mi, siyaseten mi?
İklim
Bilge kişiler
Biz yapıyoruz
Vergi
Barış ve sivil dikta
Çavez
İzlesin Hikmet Sami
El kesesinden ağalık
Topuk sesleri
Gel de VEGAN olma
Ne olacak bu memleketin hali?
Asık suratlı ülkenin gülen yüzü
Tarım yok oluyor
Özgüven
Ekonomi
AYÖP dursun artık
Ekmeğini yiyemez, çarığını giyemez
Kılık kıyafet
Günümüz
Dikililer çoğalmasın diye
Arkadaş olalım
Barack Hüseyin
Belediye hizmetleri
40. gün
Tam buğday
Tezkere
Tarhana’dan Sivas’a
KANADA SEVDASI
Ekmek
Önemsenmeli
Yıkmak ne kolay
Yoğurt dediğin
Bir taşla iki...
O güzel bakış
Lokumcu ve bir tepki
Zam, zulüm, işkence
Enerjide özelleştirme vurgundur
Mayıs ayı
Parke taşlar
İthal kanser
Karamsarlık ve 8 Mart
Bir-iki yıl
Yenildik ama
Suriye (سوريا)
Yaşanası kent
Sağlık Hakkı Meclisi
Kadife Ayar
Üç sual ve üç cevap
Sağlıkta Yıkım... Sermayeye cennet, insanlarımıza zulüm
İş bırakma
Bağa park
İncili Çavuş
Öğretmenler Günü
Mübarek, Kaddafi, cep telefonu
Gediz’den Erciş’e yer sarsıntısı
Bir açıklama, iki tepki
Zam, fiyat ayarlaması, güncelleme...
Kadınlarımız
Makarna, mantı
Enerji uğruna
Bir 12 Eylül yazısı
Hrant'ın arkadaşları
Kabristan
Anız...
LALE CAMİİ
Suriye'de söz bitti mi?
Açlık ve oruç
Çöp
Ülkem
Futbolun çamuru
BİR KIR ÇİÇEĞİ ÖYKÜSÜ (Dümdüm)
Pisuvar, zinhar
Sokağımızın Gudi'si
“Kılıçözü Grubu”
Nükleer ve istifa
Metin Lokumcu ve seçimler
Öseyeme g….. ye
Kalın Köprü
Gül
Dağ Çiçekleri
Seçimler ve kararnameler
Simge'nin mektubu
Sokağa kimlerin döküldüğü…
Kesmece, seçmece
Suya niye zam?
Kafa kâğıdından e-rapora
Derhal kapatın
Domino etkili yasemin
Haydi kadınlar
Aşk
Üzüm
Tek yönlü çile
Maşallah, muhteşem muhafaza…
Cüneyt gitti
Kuyruk'a kaynak
Güvercini unutmadık
Tohumlarımızı koruyabilmek
Celladına aşıklık ve…
Biz bu?..
“Çocuklar Kardeştir Anıtı” nerede?
Mohamd Kadiri ve Donalt F. Robert
Örnek aydın: ÖMER YILMAZ (Kırşehir, Türkiye,1932-Sudbury, Kanada, 1995)
Mutluluk
"Aç it fırın yıkar"
Ahi Sokağı
Sebil
Küpeli köpekler
Kartal
Baba bir hırsız tuttum
Bulaç, yargı ve bürünme...
Hayvanat bahçeleri artmalı
Yüzde 58, tamamının 42'si mi?
Yiyin efendiler yiyin...
Yüzde 58, tamamının 42'si mi?
Başaklı yakar mıydın?
Çorum Fatsa
Ne yaptınız?
He ve yok
Kapitalizmin krizi ve mücadele imkanları
Alternatif arayışlar
Eti kim bulmuş ki?
Eylül'e çok var
Kaf Dağı'ndan Ağrı Dağı'na
Su ve Gül Şehri
Abone güvence bedeli
Kılıçözü vadisi
Gandi ji
Her ay bir temsil...
Sınıfta kalan...
Petrol, uranyum, toryum, bor...
Tamda şimdi sol…
Orman Kanunu
Siz baştasınız...
KADIN-ERKEK BÜTÜNLÜĞÜ VE “KADIN SORUNLARI” YERİNE “TOPLUM YA DA İNSANLIK SORUNU” YAKLAŞIMI...
Ayılana gazoz
Sarı Gelin ve Güz Sancısı...
Yüz yirmi
Tarihten ders alma zamanı
SSGSS, 1 Mayıs ve mücadele
Luo ve Kiku
Lale, sümbül, menekşe
Kabadayılığın mafyalığa evrimi
Hela kültürü
Hangisi şov yapıyor?
‘Gazi’ vekiller kime karşı savaştı?
Çevre mi? O da ne?
İNSAN HAKLARI TARİHİNİN BİZE SÖYLEDİKLERİ…
 
El insaf...
Terziler Odası Başkanı Bahamettin Öztürk’ün eniştesi değişmedi!..
Kumpas güncelliğini koruyor
Yeni yıla yeni zamlar...
Otopark sorununa “ek” çözüm
Daha mı çok zübükleşiyoruz?
Gurur duyuyoruz!
Bindik bi alamete...
YAZARLAR
“Gay” misin?
13/01/2014 - 07:03
Öğretmen ŞAKİR ŞENOL / sakir-senol@yandex.com
Duran ERDOĞAN Kırşehir Anekdotları Yazarı
Mustafa BAĞ
Yrd. Doç. Dr. Rüştü YEŞİL
İsmet BOZDAĞ
Nazır ŞENTÜRK
Adem AKKUŞ
Mehmet GÖKTÜRK / Arkeolog
NERMİN AKBAYIR
Kırşehir Müftülüğü
Ş. TAŞ
Sefer Aşır ERASLAN / sefereraslan@hotmail.com
HÜSEYİN TOKGÖZ
Fahrettin KÖKSAL
Emin SALMAN
Şaban AKSOY
Ali AYDEMİR
Ali UZUN
Mustafa GÖKBAYRAK
Karacaörenli İpçi Erdoğan ÇALIŞKAN
Mümtaz BOYACIOĞLU
Yılmaz YILMAZ
Refik AVŞAR

/ - --

ANKET
 
Ana Sayfa | Künye | İletişim

Copyright © 2010 Çağdaş Kırşehir
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Kartplast | plastikbileklik.com | ozmevsimhaliyikama.com |

Evden eve nakliyat    Esenler Evden eve nakliyat