GÜNCEL POLİTİKA TİK TAK KÜLTÜR-SANAT SPOR EĞİTİM SAĞLIK ARŞİV
Künye Ziyaretçi Defteri Döviz Hava Durumu Nöbetçi Eczane Siteme Ekle İletişim
‘OYUMU SANA ATTIM EMMİOĞLU’ Belli belli!
Karacaörenli İpçi Erdoğan ÇALIŞKAN
11/01/2014 - 07:53
27 Mayıs 1960 ihtilaliyle Demokrat Parti görevden uzaklaştırılmış, Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştu. Bu vesile ile yönetimdeki bütün kadrolara asker kökenli ve CHP yanlısı kişiler atamayla iş başına getirilmiştir. 
Öyle ki, köylerde dahi Demokrat Parti görüşlü muhtarlar görevden azledilmiş, yerlerine atamayla o köyün ileri gelen CHP kökenli kişilerine muhtarlık görevi verilmişti.
Karacaören köyünde de muhtarlık yapan Rıza Duman görevinden alındığı gibi üstelik o günlerde izinde olan bir asker köylüsünün, “Cemal Gürsel'e benim yanımda sövdü” diye iftira edip şikayetiyle cezaevini boylarken yerine Çavuşun Mustafa (Azzim Kağ) getirilmişti. 
Çavuşun Mustafa göreve gelir gelmez edindiği CHP bayrağını damına asıp aylarca dalgalandırmış, Demokrat Parti'li köylülerinin de böylelikle düşmanlığını kazanmıştı. 
Sivil idareye geçilince yapılan seçimlerde gerek askeriye, gerekse CHP korkusuyla bu parti mensubu muhtar adayı İreyize’ye (Feramiz Avşar) köylü oy verip muhtar seçmişti. 
1964 muhtarlık seçimlerine gelindiğinde bütün yurtta olduğu gibi Karacaören'de de CHP'nin imajı silinmiş Adalet Partisi hükümet olmuş, artık onun borusu ötüyordu. 
Hamid’in Kadir otuz yaşlarında girişken bir delikanlıydı. Köyün kalabalık sülalelerinden kendisine oy toplayacak muhtar azalarını ayarlayıp onlarla görüşerek fikirlerini aldıktan sonra muhtarlığa adaylığını koydu. 
O dönemde yaşları otuz ile otuz beş arasında değişen köyün girişken, civan gibi delikanlılarından muhtar azası adayları “er lakabıyla anılır” Güdüğün İreşid’in Hasan Ali, Çavuş'un Ali, Garamyalların Ali, İyib’in Yağmur, Kürdün Mamo, Tayır Hoca’nın Cevcet'di. Bunlar Adalet Partisi görüşünü benimserken, karşılarındaki aday da CHP görüşlü Kara Sali’ydi…
Yapılan seçimleri büyük bir oy farkıyla Hamid’in Kadir ve ekibi kazanıp göreve başladılar. 
İlk işleri dönemin Kırşehir Valisi olan Sedat Kırtepe'nin huzuruna çıkmak oldu. Köyün dert ve sorunlarını dile getiren bu gençlere Vali çok iltifat gösterip adeta onlara hayran kaldı. Adam Karacaören'e gidip gelişlerinde köye adeta aşık olmuş, akşam şehre dönmeyi canı istemez bir hal almıştı. 
Onun görev süresince köyün Kervansaray Dağı’ndan başlanarak yolu yapılmış, her mahalle başına altı-yedi kadar çeşme, kafi gelmeyen eski okulun biraz ilerisine tekrar bir ilkokul ve selektör binası yapılıp hizmete sunulmuştu. 
Aradan geçen süre içerisinde köye elektrik gelmesi için plan proje çizilmiş fakat muhtar Kadir'in görev süresi dolduğundan bu başka muhtara nasip olmuştu. 
Görev sürelerinin dolmasına az bir zaman kala Hamidin Kadir; Almanya'ya işçi olarak gideceğini, bir daha aday olmayacağını, içlerinde adaylığa talip olan varsa şimdiden meydana çıkmasını arkadaşlarına 'açık ve net' olarak anlatır. 
Güdüğün İreşid’in Hasan fakir bir ailenin en küçük oğlu olup köyünde ilkokulu bitirmiş zamanla kendisini her yönüyle geliştirmiş uyanık ve zeki bir gençtir. 
Şehirle köy arasında minibüsüyle yolcu taşımakta, aynı zamanda Adalet Partisi İlçe ve Ziraat Odası yönetiminde olması dolayısıyla her gün bir ayağı şehirdedir. Kadir'in muhtarlık yaptığı dönemde onun baş azası olması münasebetiyle iyi kötü daire çalışanlarını ve müdürlerini tanımış, köyün yarım kalan işlerini tamamlamak ve daha mamur hale getirmek için aday olmayı kafasına koymuştu. Köyün ileri gelenlerini bir araya toplayarak onlarla fikir alışverişinde bulunduktan sonra aldığı onayla muhtar adaylığına soyunur. 
Almanya'ya işçi akımının başlamasıyla köyün erkek nüfusu bir önceki seçime göre göze batar bir şekilde azalmış, haliyle kendisine aza adayları bulmakta zorluk çekmektedir. 
Sabahlara kadar yanan lüksün ışığında yapılan toplantı üstüne toplantılarla aza listelerini oluştururken aynı zamanda aza olmaya hevesli bazı kişileri ya küstürmekte ya da listesine almayı düşündüğü aza adaylarını rakibi muhtar adayı Kara Sali'nin listesine alındığını öğrenmesiyle üzülmektedir. 
İnce eleyip sık dokumayla aradan geçen zaman içerisinde bu işin üstesinden gelmeyi başarır. Şimdi asıl işin zor yanı olan seçmenden oy alma taktiğidir.
Karacaören gibi bir yerde muhtar adayı olmak, hele seçmenin oyunu toplamak öyle zor ve beceri isteyen bir iş ki, köye muhtar değil milletvekili oluyorsun sanki. İşin içinde particilik var ya, bugün bile o köyde seçmen kardeşine oy vermez, tuttuğu partinin adayına yani 'partiye' oy verir. 
Güdüğün İreşid’in Hasan arkadaşlarıyla ve yandaşlarıyla gece ev ev toplantılar yapmakta, gündüz de kapı kapı gezerek oy avcılığı taktikleri uygulamakta, bazen hem arkadaşı aynı zamanda rakibi Kara Sali’yle karşılaştıklarında birbirlerine başarı dilemekte, incitmemeye gayret göstermektedirler. Seçmenden oy istemek ona boyun bükmek, her “Evet ben oyumu sana vereceğim” diyene inanmak çok zor şey…
Kimi el uflayarak fakirliğini ima edip bir şeyler demek isterken, kimisi de yıllar evvel yapılan bir kusuru öne sürerek, “Utanmadan bir de benden oy mu istersin” diyerek terslerken, bir diğeri eğlenircesine, “Arkadaş ben oyumu falana söz verdim kusura bakma” demesine katlanmak sabır ve metanet ister. 
Seçmen açık ve net olarak oy kullanacağı kişiye kendisini inandırsa da ne bileceksin ki, onun sana oy verip vermediğini. Oy pusulasında isim yazsa kabul olmaz. Bunun yanında seçimler gizli oy, açık tasnifle yapılmakta olduğundan kimin kime oy verdiği nasıl bilinmez...
Köylerden birinde seçimlerde kapısına oy için gelen bir muhtar adayına, “Oyum senin, azminden dönenin avradını falan falan edeyim” diye söz verdiğinde hanımı bu küfre içerleyince, “Benim azmime senin aklın ermez” ifadesiyle ettiği küfre rağmen oyunun garanti olmadığını belirlemektedir. 
Günler günleri kovalarken nihayet seçim günü kapıya geldi. Sabah yeni camide kurulan sandıkta köylü yavaş yavaş oy kullanırken orada bulunanlar, “Aha şunun oyu bizim, aha şunun oyu rakibimizin” diye ellerindeki kağıda oy yazımına başlamışlardı bile. 
Hasta olanlar evinden bir bir getirilirken okuması yazması olmayanlara da, “Oy kullanamaz onun yerine ben kullanabilir miyim” diye yakınları sandık başkanına rica minnet yalvarıyorlardı. (Bir oy bir oy...)
Kaaler sülalesi bu seçimde, “Hasan bize aza vermedi” diye kızıp akrabalığı bir yana bırakarak Kara Sali'nin safında yer almışlardı. Fakat Kaalerin Kemal bütün ikazlara ve tehditlere rağmen “Hasan'ın bana iyiliği çok, ben oyumu ona vereceğim” diye onlardan ayrı düşmüştü. 
Vakit ikindiye yaklaşırken hararet daha çok artmış, adeta köyde rakipler arasında oy savaşı başlamış bu yüzden ara sıra ufak tefek olaylar olsa da araya girenler tarafından ayırt ediliyordu. 
Sığır çobanı Sali'nin hanımı Pakize fakirliği kendine dert etmeyen emmisi Etem gibi şakacı ve nüktedan bir ev kadınıydı. İşlerini bitiren köylü kadınları bir damın gölgesinde oturur onun güldüren hikayeleriyle vaktin nasıl geçtiğini bilmezlerdi. 
Pakize kadın köyde bir ölü olursa hemen ölenin evine koşar, orda edilen ağıtları bir teyp gibi beynine nakşeder, işin komik kısımlarını adeta bir artist gibi rol yaparak laf götürüp getirmeyi huy edinmemiş arkadaş çevresine olanları canlandırarak anlatıp ortalığı gülüp geçirirdi. Köyde kel kafalı bir adam ölmüştü. Bacısı onun için, “Sırma saçlı kardeşim” diye ağıt yakıyordu. Pakize durumu hiç kaçırır mı, yanındaki arkadaşının kulağına eğilerek “Zade gurban oluyum sen hiç ölen bu falanın kafasında bir tel saç gördün mü(?)” diye sorarken ikisi de gülmemek için adeta dişlerini kırarcasına sıkıyorlardı. 
Güdüğün İreşid’in Hasan seçim stresini atmak için Cinder Ali'nin kahvesinde biraz oturmuş, fakat içindeki “ne olacak” sıkıntısı orada fazla oturmasına müsaade etmemiş kendi evinin arkasındaki yol ile camiye doğru 'oy atımını' izlemek için yürüdüğünde emmi kızı Pakize'yle bir komşusunu oy kullanmış evine dönerken birden karşısında görünüverir.  Pakize'nin yanındaki kadın Kara Sali'nin emmi kızıdır!
Yılların uyanık Hasan'ı birden her şeyi anlar “eyvah ki eyvah” diye iç geçirir fakat bunu karşısındakine belli etmez. Zaten yapı icabı sabırlı bir kişiydi. 
O anda Pakize'nin yüzü bembeyaz kesilmiş, adeta ne yaptığını bilmeyen şaşkın bir kadın haline gelmiş, eli ayağı titremeye başlamış, ne ağlayacağını, ne güleceğini bilmeyen bir hal almıştı…
Kendisini biraz toparladıktan sonra rol ustalığından medet umarak suçluluğun utangaçlığını bir yana bırakıp, “Vaa emmioğlu; maşallah herkes seni konuşuyor, bu köye anca sen muhtar olur, sen yönetirsin, vallahi Hasan kazansın diye her gün dualar ediyorum…” dedi.
Hasan ortalık biraz soğusun diye kızgınlığını Pakize'ye belli etmemeye çalışarak karşısındakine “yaptığından utansın” hesabıyla değerinden fazla itibar göstererek kocasının güttüğü ineğe, danaya, çocuklarına kadar tek tek hal ve hatırlarını sorar…
Pakize; Hasan'ın bir şeyi anlamadığına kanaat getirerek bu düşüncesinden aldığı cesaretle kendisini daha da güçlü kılarak, “Allah yardımcın olsun EMMİOĞLU OYUMU SANA ATTIM” der...
Hasan onun pişkinliğini gördükten sonra “bir oy için bir kadını kırmanın ne alemi var” düşüncesiyle, “Belli; emmim kızı belli!” diyerek yoluna devam eder.
Hasan seçimi oylar sayılırken lüküsün bir anlık sönmesiyle  ….. adlı sandıkta görevli bir öğretmenin oylarını çalmasıyla (öyle bilindi) seçimi üç oyla kaybeder. 
Aradan bir müddet sonra da köyden şehre göçüp kaybedişi kazanca çevirip hiç olmazsa çocuklarının istikbalini kurtarır.
 
5983 defa okunmuştur.
Facebook da Paylaş Paylaş
Diğerleri...
‘OYUMU SANA ATTIM EMMİOĞLU’ Belli belli!
CAMİYE BÖYLE GELİNMEZ Sarhoşun Namazı...
ALLAH’IN İŞİ BELLİ Mİ OLUR! Fakirin yalanı...
ENİŞTE MANTI! Gözlemeciler…
ŞART OLSUN GÜMÜŞ KÜMBETLİYİM Horla-Karacaören Savaşları!
VEBALİ BİZE! Çelikçiler...
KÖR MÜ TARLANI BEKLE!
DAHA ADIMI BELLEMEDİN Mİ?
AT, AYRAN, KONYAK, TATLI...
ABİ Bİ TAKKA (BERBERLER)
“AT DA VUR İSMEYİL EMMİ” Dalgara Savaşları!
ZİFT OLSUN, ZEHİR OLSUN
KAYA’NIN KESE YOLU ESNAFLAR
HATİCE HASTALIĞI
SELAM AĞASI
BARİ BİR GAŞŞIĞINI YİSEYDİK Bağlar ve pekmez
VARA AMCAN OLMUYAYDI
İNİNİN DE, CİNİNİN DE!..
BEN ÜNİVERSİTE MEZUNUYUM
KAYA, KIRŞEHİRSPOR’LA GİRESUN’DA
İPÇİ TIMARHANEYE...
MALIMI YİDİRMİYECAAN MI?
SENİN BAM TELİNE!..
GAHBE AVRATLIYIM VERDİRMEM
CİNNER DİYOR Kİ!..
SEN BASKIN GELDİN
SEN OLSAN CUVARIYI YERSİN
AKÇAAL’DA KÜLLEMEÇ OYUNU
BEN YALAN ATAMAM YA!BEN YALAN ATAMAM YA!
GAYDIR OSMAN’IN YOZ MALI
ŞU KÜLLÜKTE HOROZ ÖTTÜREMEDİM
KELLENİN EKMAA...
FUAT’IN FORSU
KIRKINIZDA KIRK AMBAREM VAR
MAÇ KAÇ KAÇ?
BU TARLADA MAL MI YATTI?
GOCA HOCANIN SAKALI
ÇÖLMEKTEKİ YAĞ
OTURMA MÜSAADESİ
ALLAH SİZİ DE KURTARSIN
BU ARABA CAHANDEME GİDER
AHA ŞİMDİ ALMANYA'DAYIM
PAZARDAKİ YALANIN ZARARLARI
İPÇİ SEN PEYGAMBERMİŞSİN...
SİGARANIN SEKİZ YIL ÖNCEKİ TADI
ABİ MAL VAR MI?
ÇERÇİYE ŞAKA
EKİNİN BOYU
TERZİNİN DÜVENİ
CAHANDEME DAVUL DÖVMEYE
BANA GADAK DADANDI
GÜZELE KAŞ
KIVRATMADAN TERAVİH NAMAZI SELAMI
DURAN, TEYP ALIYOR
YAŞANMIŞ ÖYKÜLER SENİ BATIRIRIM GIRIM OSMAN
YAŞANMIŞ ÖYKÜLER BİR KARACAÖRENLİ TARİFİ
 
El insaf...
Terziler Odası Başkanı Bahamettin Öztürk’ün eniştesi değişmedi!..
Kumpas güncelliğini koruyor
Yeni yıla yeni zamlar...
Otopark sorununa “ek” çözüm
Daha mı çok zübükleşiyoruz?
Gurur duyuyoruz!
Bindik bi alamete...
YAZARLAR
“Gay” misin?
13/01/2014 - 07:03
Öğretmen ŞAKİR ŞENOL / sakir-senol@yandex.com
Duran ERDOĞAN Kırşehir Anekdotları Yazarı
Mustafa BAĞ
Yrd. Doç. Dr. Rüştü YEŞİL
İsmet BOZDAĞ
Nazır ŞENTÜRK
Adem AKKUŞ
Mehmet GÖKTÜRK / Arkeolog
NERMİN AKBAYIR
Kırşehir Müftülüğü
Ş. TAŞ
Sefer Aşır ERASLAN / sefereraslan@hotmail.com
HÜSEYİN TOKGÖZ
Fahrettin KÖKSAL
Emin SALMAN
Şaban AKSOY
Ali AYDEMİR
Ali UZUN
Mustafa GÖKBAYRAK
Karacaörenli İpçi Erdoğan ÇALIŞKAN
Mümtaz BOYACIOĞLU
Yılmaz YILMAZ
Refik AVŞAR

/ - --

ANKET
 
Ana Sayfa | Künye | İletişim

Copyright © 2010 Çağdaş Kırşehir
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Kartplast | plastikbileklik.com | ozmevsimhaliyikama.com |

Evden eve nakliyat    Esenler Evden eve nakliyat