GÜNCEL POLİTİKA TİK TAK KÜLTÜR-SANAT SPOR EĞİTİM SAĞLIK ARŞİV
Künye Ziyaretçi Defteri Döviz Hava Durumu Nöbetçi Eczane Siteme Ekle İletişim
Fikret Gül'ün gülen yüzü soluyor
Mümtaz BOYACIOĞLU
11/07/2012 - 12:37

Pek deli dolu değil de hareketli yaşayan bir buçuk ayaklı Fikret Gül, 1931 doğumludur. 1946'da ilkokulu bitirdikten sonra daha çocuk yaşta Ankara Kızılay civarında kanal işlerinde çalışırken sol bacağının dizkapağına bir kürek değer. Ağrısa da bir süre alçılı ve sarılı gezer.


1948'de Fındıkların Ömer Kahya'nın kızı Pamuk (Selver) ile evlenen Gül'ün 63 senedir bir arada yaşayan eşi Pamuk'tan iki kız, üç oğulları olur. 1954 doğumlu oğlu Haydar ile gelinini bir kazada kaybederek acısını yaşarken, 1 Ocak 2012 günü de eşi Pamuk'u kaybetmenin acısı da eklenir acısına.


“1 Ocak 2012 günü hayat arkadaşım Pamuk'u kaybetmenin acısını yaşı-yorum. Beni bırakıp çekip koyup gitti. Birbirimizden hiç ağrıyıp incinmedik. Birimi iki yapıp beni de ev bark sahibi yapan rahmetlik kendisiydi. O görevini bilir ben de işime gücüme bakardım.”

Atmış üç sene bir arada yaşadık
Boş evlere halı kilim döşedik
Kumru gibi tek bir dalda söyleştik
Çok arayıp bulamazsın Fikret'im.

Zalim felek Fikret ile oynadı
Tedbirlerim takdirine uymadı
Pambuğu da alıp gitti doymadı
Akıt gözlerinden yaşın Fikret'im

Fikret ağabey, hanımını kaybettikten  bir süre sonra bakımı için Hamitli Fati Hanımı yanına alır. Ziyaretine vardığımda güler yüzle karşılayan Fatma Hanım'ın hizmetlerinde hiç kusur yoktu. Evin her tarafı pırıl pırıl olduğu gibi Fikret ağabeyin de üstü başı tertemizdi. Bu konuda da der ki Fikret Ağabey;

 


“Fati Hanım bana çok iyi bakıyor. Sabah gelir, saat 14.00'e kadar evin işleriyle ve yemek işleriyle uğraşır. Ben ona kızım derim. O da bana Fikret baba der. Allah razı olsun geçinip gidiyoruz.”


Yaralı ve alçılı bacağıyla Kaymakamlıkta üç sene odacılık yaparken ayağının sancısı fazlalaşır, bu ara askerlik muayenesi için Kayseri'ye gönderilir. Bir yıl daha tedavi sonrası 1951 yılında Ankara Numune Hastanesi'nde sol bacağı çataldan on santim aşağıdan kesilir. Gönlüyle kestirdiği incelmiş bacağından kurtulur.
Tek bacakla ve koltuk değneği ile gezerken Kızılay Başkanı Ömer Dede'ye takma bacak için müracaat eder. Gerekli ölçüm-biçim Ankara'da yapıldıktan sonra tutulan rapor Kızılay tarafından İstanbul'a gönderilir. 1952'de takma ayak yapılıp gelir ve takılır. O gün bu gündür 60 yıldır taşır takma bacağı Fikret Gül.
“60 yılda 10 takma ayak değişti. Şimdi bir de yedek ayağım var.”


1955 yılında Kaymakamlıktan aldığı bonservisle Hirfanlı Barajı'na girerek 5 yıl sigortalı olarak çalışarak ekonomik sıkıntılarını da atlatır. Emekliliğinin temeli ilk sigorta da barajda başlar. Burada bir anısını kendisinden dinleyelim:

 


“Şu yediğim ekmek Hirfanlı Barajı ile Osman Sungur'un ekmeği. Sarhoş diye kimsenin beğenmediği Osman Sungur.
Bir gün lüküsleri yakarken bir tanesi ateş aldı. Ben de dışarı attım. Haber verilmiş, Jandarma ve itfaiye geldi. Beni alıp götürdüler. Tutanak tutarak beni Hirfanlı Barajı'ndan atacaklar. Tam o sıra sizin Osman Sungur içeri giriverdi. Beni görünce, 'O ne Fikret, burada ne arıyorsun' dedi. Lüküshanede lüküsün biri ateş alınca dışarı attım. İtfaiye geldi. Jandarma da beni alıp buraya getirdi dedim. Ulan ne kadar cesurmuş bu adam yahu. Hemen varıp daktiloda yazdıkları tutanağı onlara demeden tırrrt çekip çıkarıp yırttı attı. 'Bu dürzüyü ben buraya dikinceye kadar neler çektim. Dokuz baş horantaya bakıyor, Hirfanlı Barajı'nı siz mi kurtaracaksınız? Buna bir ihtar verin' dedi. Bana bir ihtar verdiler. Onun sayesinde işime devam ettim. Beş yıl çalıştım orada. Osman Sungur'un ecdadı nur içinde yatsın. Sen ne diyorsun baba yahu. Ben onun iyiliğini hiç unutmam. İliğimde hakkı var onun. Onun ekmeğini yiyorum. Memurlar daktiloyla istedikleri gibi yazarken tam o sırada Osman girdi içeri, olayı baştan çözüp attı.”

 

Barajdan ayrıldıktan sonra 5 ay sebze ortaklığı, üç buçuk sene de kasaplık yaparak iş tecrübesini geliştirirken ortaklarından sıkıntılar da çeker. Fakat Fikret ağabey, yılmadan takma bacağıyla çalışmalarına devam eder.
1960 yılında Belediye'nin yanında kurduğu büfede 18 yıl tekel maddesi satarak yaşamını sürdürürken, hoş sohbetiyle, araştırıp sormasıyla, gerek içki alemlerinde, gerekse yaşlı sohbetlerinde görüş ve düşünce ufkunu da geliştirir.
1976'da akrabası Terzi Ali ile ortaklaşa bir yıl Kaman'da, üç yıl da Ankara'da galeri işlerine devam ederler.

 


Kendisini dinleyelim:
“İnkar edemem bu arada bolca yiyip içiyoruz. Çevremizde genişleyip gidiyor. Amma velakin ben Ali'nin hızlı yaşamasına ayak uyduramadım. Ali ile ayrıldık. Bana bir kucak senet verdi. Ceketimi zor kurtardığım gibi karşılıksız çıkan senetlerin masrafını da ben ödedim. Beş kuruş alamadığım senetlerin hepsini sobanın içine atıp yaktım. Yiyip içip gezip gördüğüm de yanıma kâr kaldı.”


Bunca çalışmadan sonra tek bacağıyla yorulan Gül 1986 yılı sonunda gerekli evraklarla sigortaya başvurur. 1987 yılının ilk gününden geçerli olarak emekli olur ve aylığa bağlanır.
Parça parça okuduğu şiirlerden hareketle kendine sordum. Gelelim sizin şairlik yanınıza...

 “Bu iş efkarlanınca oluyor. Sağdan soldan duyduklarım da etkiledi. Biraz da ilgi olacak canım. Daha çok da geceleri, şöyle hayale dalınca film gibi geçen her şey ne kadar da güzel geliyor aklına. O an yazsan olmaz mı? Yazamıyorum. Sabaha da aklımda bir şeyler kalmıyor. Velhasıl uzatmayım, her şiirin bir anısı var. Haydar, Almanya'ya öğrenci olarak gitti. Mektup yazmış, halamın kızını bana alın diye. Gidip söz kestik. Bir sene sonra düğününü ettik. Fakat bize mektup göndermez. Mektup olayı olmayınca, tek bacağımla verdiğim mücadele sonrası bu kadar sıkıntı ve acıdan sonra ben söylemeyim de kimler söylesin dayıoğlu. Kalemi alıp elimi de kulağıma atarak şu şiiri yazdım.”

TURNAM
Turnam bir ricam var kabul olursa
Doğru Manhayım'a varın turnalar
İlyas'a, Meral'a selamım söyle
Bir gece orada kalın turnalar

Manhayım'a varın bol bira için
Disburg'un üstünü siz gece geçin
Essen ormanlıktır yüksekten uçun
Sakın tehlikeye girmen turnalar

Essen'in üstünde üç takla atın
Bir gece Haydar'ın yanında yatın
Benim matahımı siz orda satın
Neşeli neşeli söylen turnalar

Gelirken Haydar'dan müsaade alın
Bir gece Hasan'ın yanında kalın
Gezdiğiniz şehirleri hep yazın
Hatasız noksansız yazın turnalar

Fikret'im de bu destanın olmuyor
Gönül çeşmesinden suyun dolmuyor
Sayarsın günleri Haydar gelmiyor
Akıt gözlerinden yaşı turnalar

Telefonda okuduğu şiiri hatırlattım.
“Kırşehir ismindeki “Kır” sözünden efkarlanıp yazdım bu şiiri,” dedi ve okumaya başladı.

GÜLŞEHİR
Güzellerin ilham almış huriden
Hiçbirini kurt alamaz sürüden
Külhanların denetliyor geriden
Taze bir petekte balım Kırşehir

Dışarıdadır doktorların bilgini
Yere düşmez dalda durur olgunu
Sakavet ehlidir gel gör halkını
Daim kalbimdesin canım Kırşehir

Kırşehir dedikleri de beyli paşalı
Yüz bin hanede bin bir köşeli
Kılıçözü çayır çimen döşeli
Kıvrılarak akar, suyum Kırşehir

Kır, gül olur güzel tatlı diliyle
Ahi Evran, Hacı Bektaşi Veli'yle
Türküsüyle, bozlağıyla, sesiyle
Ozanım, davulum, sazım Kırşehir

Kır'a gülü diktim eğer tutarsa
Büyüklerim bir gün beni duyarsa
Kale'ye de GÜLŞEHİR'İ yazarsa
Fikret rahat uyur gülüm KIRŞEHİR

 
6012 defa okunmuştur.
Facebook da Paylaş Paylaş
Diğerleri...
Fikret Gül'ün gülen yüzü soluyor
Fikret Gül'ün gülen yüzü soluyor
ARKADAŞIMIZ YAŞAR ŞAHİN İKİNCİ KEZ KONUĞUMUZ
ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ
GEYCEKLİ ÂŞIK DERVİŞ EKİM’LE ŞİİRLİ SOHBET
OZAN İSA ERDOĞAN...
Atatürk ve 25 Aralık (25 Aralık’ta Atatürk’ün Kaman’a gelişinin 92. yıldönümü kutlamalarında yaptığım konuşma)
BEKDİKLİ HALK OZANI, BENİ NASIL GETİRDİ?
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE ÖĞRETMEN
AŞIK PAŞA'YI II. KEZ ANDIK
TÜRKİYE'DE YILIN “AHİSİ” TERZİ HAYATİ USTA...
 
El insaf...
Terziler Odası Başkanı Bahamettin Öztürk’ün eniştesi değişmedi!..
Kumpas güncelliğini koruyor
Yeni yıla yeni zamlar...
Otopark sorununa “ek” çözüm
Daha mı çok zübükleşiyoruz?
Gurur duyuyoruz!
Bindik bi alamete...
YAZARLAR
“Gay” misin?
13/01/2014 - 07:03
Öğretmen ŞAKİR ŞENOL / sakir-senol@yandex.com
Duran ERDOĞAN Kırşehir Anekdotları Yazarı
Mustafa BAĞ
Yrd. Doç. Dr. Rüştü YEŞİL
İsmet BOZDAĞ
Nazır ŞENTÜRK
Adem AKKUŞ
Mehmet GÖKTÜRK / Arkeolog
NERMİN AKBAYIR
Kırşehir Müftülüğü
Ş. TAŞ
Sefer Aşır ERASLAN / sefereraslan@hotmail.com
HÜSEYİN TOKGÖZ
Fahrettin KÖKSAL
Emin SALMAN
Şaban AKSOY
Ali AYDEMİR
Ali UZUN
Mustafa GÖKBAYRAK
Karacaörenli İpçi Erdoğan ÇALIŞKAN
Mümtaz BOYACIOĞLU
Yılmaz YILMAZ
Refik AVŞAR

/ - --

ANKET
 
Ana Sayfa | Künye | İletişim

Copyright © 2010 Çağdaş Kırşehir
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Kartplast | plastikbileklik.com | ozmevsimhaliyikama.com |

Evden eve nakliyat    Esenler Evden eve nakliyat